Kadinfan.Com * Kadın sitesi
Kıskanç bir aşık mısınız?
Kıskançlık deyince aklınıza ne geliyor? Sanırım, çoğumuz önce ve derhal kadın-erkek kıskançlığından dem vururuz... Öyle ya sevgilisini, eşini, moda deyimle partnerini kıskanmayan var mı?..
Valla, eğer sizin partneriniz, �Ben kesinlikle kıskanmam�cılardansa
derhal uzaklaşın, ya da onu şöyle bir sarsın, çimdikleyin de silkinip
kendine gelsin... Narsistliğin lüzumu yok...
İnsan, değil
aşkını, kedisini bile kıskanır (kedisi de onu kıskanır); konu her ne
olursa olsun yaşam kıskançlık ve rekabet üstüne kurulmuştur... Üçüncü
kişinin (kişilerin) gölgesi olmasa, aşk hiç aşk olur muydu?.. �O benim�
demeye bile gerek kalmazdı ki o zaman, düşünmesi bile pek fena...
Şimdi
bana, �Kıskanç sen de� diyorsunuz, biliyorum. Evet, kıskancım!.. Var mı
başka bir diyeceğiniz?.. Üstelik, her insanın da kıskançlık yaşadığını
iddia ediyorum. Çünkü kıskançlık insani bir duygu. Freud bile,
�Sevdiğim zaman, sevgi dışında her şeyi dışlarım, kıskanç olmak kurala
uygundur, kıskançlığı yadsımak (kusursuz olmak) yasayı çiğnemektir�
itirafında bulunmuş...
Anlayacağınız, benim gibi kıskançlığını
önce kendisine, sonra herkese itiraf ve ilan edenlerden partnerine bile
�fazla- zarar gelmez (üç-beş sıyrıkla atlatır). Ama ya, �Yok canım, ne
kıskançlığı, zaten benimki kafasını çevirip kimseye bakmaz� diyenler?..
İşte, onlardan korkacaksınız. �Hele bir kafanı çevir, bak ne
oluyor�cudur onlar, kafanı çevirip baksan başına geleceği bilirsin...
Valla,
çevremde çok var... Eskiden daha çok erkeklerin kıskançlık krizlerine
girdiğini sanırdım, fakat şimdi görüyorum ki, kadınlar da bu konuda
saatli bomba gibiler...
Örneğin; kırk yılın başı, adam
arkadaşlarıyla buluşup iki bira içmeye gidecek olsa, ya �Ben de
geliyorum� yapıyorlar, ya da on dakikada bir cep telefonundan arayıp,
ayrıntılı hesap soruyorlar... Sonra, evlenip adamı bulunduğu çevreden
uzaklaştıranlar mı istersiniz (eee tabii tatlı dil yılanı deliğinden
çıkarır), sağa baktın suç sola baktın sobe diyenler mi?.. Ayrıca,
bırakın adamın eski sevgililerine rastladığı yerde merhaba diyebilme
özgürlüğünü, eğer karşı cinsse çocukluk arkadaşıyla bile görüşmesini
istemeyenler, ayıptır söylemesi izin vermeyenler var...
Adamlar da
bir garip, yarısı kıskançlık bahanesiyle, eşlerine hayatı zindan ediyor
(artık neyin intikamını alıyorlarsa), öbür yarısı da kıskanılma
bahanesiyle hayatın kendilerine zindan edilmesine izin veriyorlar
(artık neyin bedelini ödüyorlarsa)...
Sonuç ise, sen sağ ben
selamet olamıyor tabii, çiftlerden biri mutsuzluk yaşıyorsa, iki kişi
birden mutsuzluktan nasibini alıyor, o ilişki de artık sürekli
mutsuzluk üretmeye başlıyor... Anlayacağınız, �Alışmış kudurmuştan
beterdir� sözü mutsuzluk kavramı için de geçerliliğini koruyor. Eğer,
siz mutsuz olmaya alışıksanız mutsuzluk yaşamadan duramıyorsunuz, hatta
bünyeniz mutlu olmayı bir türlü hazmedemiyor... (Bu konuyu bir başka
yazıda ayrıntılarıyla tartışabiliriz.)
Üstelik,
kıskançlık hastası bu tipler, kendileri ve partnerleri yetmiyormuş gibi
çevrelerini de kompleksli tavırlarıyla diken üstünde tutuyorlar...
Şahsen ben, kıskançlık duygusunu önce kendi içinde, sonra da
ilişkisinin içinde halledememiş insanlardan çok sıkıldım... Hayır,
böyle çiftlerle, (yani çiftlerden birinin ya da her ikisinin birden
kıskanç olduğu durumlarda) arkadaşlığınızı bile sürdürmeniz mümkün
olamıyor. Sizin de bir sevdiğinizin olması, hatta evli barklı olmanız
bile kıskançlık takıntılıları bağlamıyor, yatıştırmıyor...
Gerçekten
abartmıyorum... Yedi sene kadar önceydi, çocukluk arkadaşımın düğününe
gittim, zavallı arkadaşım da birara beni dansa kaldırma gafletinde
bulundu, o gün bugündür adamın yüzünü gördüğüm yok, onca yıllık
arkadaşlık askıda!.. Oysa, kendisini kardeşim gibi severim, zaten
beraber büyümüşüz falan... Arkadaşlığımız bir yana , onun hayatı ne
durumda, artık siz tahmin edin...
Sonra, bu kez üniversiteden bir
başka erkek arkadaşımla aynı iş yerinde çalışıyoruz, nişanlısı da bizim
şirkette çalışıyor... Kız bir gün bizi cafede çay içerken görmüş, �Vay
sen benimle nişanlı olduğun halde neden hala kız arkadaşlarınla
görüşüyorsun� diye kızılca kıyamet kopmasın mı?.. Hiçbir şey anlamadım,
adam benim on yıllık arkadaşım, hayır ayarlamak istesem, onca yıl bir
kolayını bulurdum herhalde...
Allahtan evlenmediler de (ayrılmaları benim yüzümden değildi) hala arkadaşız, hala görüşüyoruz...
Bu
arada en yakın kız arkadaşım evlendi, kocası kızkıza buluşmamızı bile
hoş karşılamadı, hep dörtlü görüşür olduk... Bu konu aralarında doğru
dürüst konuşulup tartışılmadı bile, sanki doğalı buymuş, insanların
yanında eşleri olmadan nefes bile almamalarıymış gibi...
Size
böyle onlarca örnek verebilirim... Düşünebiliyor musunuz, insanlar
sevgili ediniyor ya da evleniyor ve eşleri (özellikle de evlilik akdi
söz konusuysa) karşı cinsle arkadaşlıklarını sınırlandırmasını hatta
yok saymasını istiyor... Bu gibi durumları ben sadece kıskançlık
manyaklığı değil, bir medeniyetsizlik göstergesi olarak da
algılıyorum... Hatta insanlık dışı bir tutum...
Şimdi diyeceksiniz ki, senin de bir dediğin, diğer dediğini tutmuyor, kıskançlık taraftarı mısın yoksa kıskançlık karşıtı mı?..
Bakınız
anlatayım... Ben partnerimi çok kıskanıyorum!.. Hatta, ilk birlikte
olduğumuz zamanlarda (güven ilişkisinin tam oluşmadığı zamanlar)
herhangi bir nedenle kavga etsek, derhal rüyamda onu bir başkasıyla
görürdüm. Bilinççaltı korkunç değil mi?.. Yani, �Sen bana kötü
davrandın, beni reddetttin, beni sevmiyorsun, öyleyse başka birini
tercih edebilirsin...�
İşte, rüyalar yani bilinçaltı yalan
söylemez... Karşınızdakini ne kadar severseniz sevin, o da sizi ne
kadar severse sevsin, herkesin her gün bir başkasını seçme özgürlüğü
var... (Zaten sevgi tek başına hiçbir şeye yetmez, hele bir ilişkiye
asla!) Bunu kabul edin ya da etmeyin, yaşam böyle... O yüzden,
kıskançlıktan çatlasak da patlasak da, eğer adamın ya da kadının
gideceği varsa gider... Siz ise kıskançlık krizlerinizle ancak
gitmesini kolaylaştırırsınız... O kadar...
Eee, peki ne yapacaksınız?..
Kıskançlık
duygusunu allayıp pullayıp öyle sunacaksınız sevdiğinize... Kıskançlık
duygunuz onun ve ilişkinizin özgürlüğünü kısıtlamasına neden olmayacak,
tam tersi öyle güzel kıskanacaksınız ki, özgür iradesiyle her gün
yeniden sizi seçecek kendisine...
İşte, kıskançlık bu, öyle bir
çırpıda ne yaşanabiliyor, ne anlatılabiliyor, ne de halledilebiliyor
(problem haline geldiğinde)...
En iyisi mi, kıskançlığın nasıl
dengede tutulacağını gelecek yazıda anlatayım... Bu zaman zarfında, siz
de önce taraf olun bakalım, sadece kıskanç bir aşık mısınız, yoksa
kıskanç bir gardiyan mı?..
HÜLYA YILDIRIM
Kaynak: www.anneoluncaanladim.com
En çok tutulanlar
- Hızlı sevişmeler için 9 ateşli yer
- Seks konusunda bilinen 32 yanlış!
- Vazgeçilmez sevgili olmak
- Maydanoz-limon suyu ne yapar?
- Saç bakımında ufak hileler!
- Kıskanç bir aşık mısınız?
- Aldatma işaretleri
- Sadece 60 saniyeniz var
- Kırmızı, kıpkırmızı
- Yüz şeklinize göre saç modelleri
- Açlığa dayanabiliyor musunuz?
- Kadınlarda üç önemli yaş belirlendi
- Sizin tarzınız hangisi?
- Kime, nasıl etek?
- 10 soruda kilo problemi
Daha neler var
- Aşkınızın ömrü ne kadar?
- Erkeklerin dili...
- Öpüşmeniz ilişkinizin aynası!
- 20 kilo verdiren diyet
- Kısa yoldan kalori yakın!
- Açlık duygusuyla baş etmek...
- Göz rengine göre makyaj
- Ameliyat yok, ağrı yok!
- Güzelliğin şifresi çözüldü!
- Aşkınızı ifade edin!
- Sevgililer gününe ünlü kalpler
- Aşk her zaman aşk!
- Salonda yaratıcı olmalı
- Küçük mutfaklara büyük çözümler
- Bu bahar evler parlak olacak!
Biliyor musunuz?
Yoğurdu sulandırmak için tahta kaşıkla üstten almak gerekir.



